Yükleniyor...
Kur'an-ı Kerim Meali
SÛRELER

KÂFİRÛN Sûresi


1. De ki: “Ey kâfirûn (kâfirler)!”

2.(Sizin) tapmakta olduğunuz şeylere (ben) tapmam!”

3. “Siz de (benim) ibâdet etmekte olduğum (Allah)’a ibâdet ediciler değilsiniz!”

4. “Ben de (sizin) taptıklarınıza ibâdet edici değilim!”

5. “Siz de (benim) ibâdet etmekte olduğuma ibâdet ediciler değilsiniz!”

6. “Sizin dîniniz size, benim dînim banadır!”

NASR Sûresi


1. Allah’ın nasr’ı (yardımı) ve fetih geldiği zaman!

2. Ve insanları bölük bölük Allah’ın dînine girerken gördüğün (zaman)!

3. Artık Rabbine hamd ile tesbîh et ve O’ndan mağfiret dile! Çünki O, Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden)dir.(1)

TEBBET Sûresi


1. Ebû Leheb’in iki eli kurusun(2); kurudu da!

2. Ona, ne malı fayda verdi ne de kazandığı!

3. (O,) alevli bir ateşe girecektir!

4. Karısı da! Odun hamalı olarak!

5. Boynunda bükülmüş bir ip olduğu hâlde!(3)


1- (Ebû Bekir) Sıddîk (ra)’ı ve Abbâs (ra)’ı ağlatan şu sûre, وَاسْتَغْفِرْهُ ’nün ‘Vav’ına kadar altmış üç harf olarak ömrünün nihâyetine tevâfukla işâret etmekle berâber فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ cümleleriyle işâret edilen üç mühim vazîfe-i nübüvveti ma‘nâsıyla gösterdiği gibi, yirmi bir harfiyle o zaman yirmi bir sene o vazîfeyi îfâ ettiğine ve iki sene kaldığına îmâ ederek Sıddîk (ra)’ın ağlamasına gizli bir sebeb olmuştur. Ve sûrenin yüz beş harfiyle fütûhât-ı Ahmediye’nin (ASM) yüz beş sene zarfında şark ve garbı (doğuyu ve batıyı) tutacağına işâreten فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ makām-ı ebcedî (harflerin rakam değerlerine dayanan hesâb) ile dört yüz yirmi sekiz senesinde terakkıyât-ı maddiye ve ma‘neviyenin derece-i kemâllerine (maddî-ma‘nevî ilerlemenin son mertebelerine) işâret etmekle berâber, اَنَّاسَ يَدْخُلُونَ ف۪ي د۪ينِ اللّٰهِ اَفْوَاجاً cümlesinin makām-ı ebcedîsi olan bin iki yüz yirmi ikiye kadar o fütûhât-ı Kur’âniye (Kur’ânî fetihler) ve nusret-i dîniye (dînî yardımlar) devâm edeceğine ve ondan sonra bir derece tevakkuf ve tedennî (duraklama ve gerileme) başlayacağına tevâfukla işâret eder.” (Mektûbât, Fihriste-i Mektûbât, 174)

2- Bu sûreye isim olan “Tebbet” kelimesi, “Kurusun!” meâlinde bir bedduâdır. (Kurtubî, c. 10/20,235-236)

3- (Sûre-i Tebbet) nâzil olduktan sonra, Ebû Leheb’in karısı Ümm-i Cemîl denilen حَمَّالَةَ الْحَطَبِ [Odun hamalı] bir taş alıp, Mescid-i Harâm’a gelmiş. Ebû Bekir(ra) ile Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm orada oturuyorlarmış. Gözü Ebû Bekir-i Sıddîk (ra)’ı görüyor, soruyor: ‘Yâ Ebâ Bekir! Senin arkadaşın nerede? Ben işitmişim ki, beni hicvetmiş (alaya almış). Ben görsem, bu taşı ağzına vuracağım.’ Yanında iken Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı görmemiş.” (Zülfikār, 19. Mektûb, 64)